Merhaba,
Bu işin en zor tarafı bu sanırım. Yazıya başlamak. Aslında bu hayattaki herşey için geçerli öyle değilmi
Bir başlasam herşey çorap söküğü gibi gelecek. Bazen olur ya
Beyinizde bir şimşek çakar. Birdenbire aklınıza bir fikir gelir. Size hiç olmaz mı
Bana olur ve işte o anda, ah o an var ya
Herşeye değer
Aklınızdan bir tek şu cümle geçer.
İmkansız diye birşey yoktur.
Sizinkini bilmiyorum. Benim geçer işte.
Aynı sıklıkta olan birşey daha var. İçerde saklamaya çalıştığım küçük kız modelim beni tam en kötü anımda yakalar ve damarıma basar. Sanki seneler öncesinden bulunmuş bir define adası haritası gibi. Şu süslü amerikan filmlerindeki ...i will guide to you..... der sanki. Filmler bir hayli abartılı ve ağdalıdır ama hissetiklerim tam olarak da bunlardır aslında.
İşte tam mutfakta bütün bezginliğimle kızım okula bırakmış bitmesi gerektiği ve ayakkabımın altına yapışmış bir sakız gibi sünüp duran bir işi hiç de bitirmek istemezken gene ufaklığın o cırtlak sesine maruz kaldım.
Bana daha okumayı yeni yeni öğrendiğim günlerden beri içimdeki açlığı nasıl bastıracağını bilen o çok bilmiş sesiyle seslendi.
Yazı yazman lazım.
Teyzelerine hep der dururdu ne olmak istediklerini sorduklarında, ben yazar olacağım.
Yani doktor ya da öğretmen de olabilirim. Ama bunlar gerçek işim olmayacak. Aslında yazar olup, bir yandan da diğer bir işi yapacağım. bu sayede istediğim herşeyi oalcağım. Doktor, astronom, hepsi hepsi olabilirim. Gerçekten böyle söylerdi. Araya ne kadar zaman girdi ki bu sesi o kadar aşağılara gömdüm. Bayağı güçlü bir sesi vardı, çok uğraşmış olamam lazım.
Ama bu kadar ek iş yeter artık. Gerçek işimi nerdeyse unutmak üzereydim. ben yazı yazmalıydım. Yazı yazmalıyım. Yazı yazacağım.
Acaba yazdıklarımı okuyan olacak mı?....
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder